İçeriğe geç
Pazartesi–Cumartesi 09:00–19:00

Çocuk Psikoloğu

Anaokuluna başlarken ayrılık kaygısı: çocuğunuz kapıda ağlıyorsa

Psk. Gülnaz Küsin Yalçın  ·  4 Kasım 2026  ·  5 dk okuma

Tırtıl sırt çantasıyla okul kapısında, yanında Tilki
İçindekiler

Anaokulunun ilk günlerinde pek çok aile aynı sahneyi yaşar. Çocuk kapıda elinizi bırakmaz, gözleri dolar, "eve gidelim" der. Siz de gitmeniz gerektiğini bilirsiniz ama içeride bir şey sıkışır. Bu yazıda o anın çocuk için ne anlama geldiğini ve yanında nasıl durabileceğinizi anlatmak istiyorum.

Anlatırken Tırtıl ile Tilki'nin hikâyesinden de yararlanacağım. Anaokuluna başlayan bir tırtılı anlattığım o hikâyeyi, tam bu duyguyu görünür kılmak için yazmıştım.

Kapıda ağlayan çocuk: bu ne anlama gelir?

Ayrılık kaygısı, çocuğun güvendiği kişiden ayrılacağını anladığında yaşadığı korku ve özlemdir. Okul öncesi dönemde çocuklar ilk kez uzun saatler boyunca evden ve anne babadan uzakta kalır. Ağlamak, yapışmak, sabahları huysuzlanmak ya da "karnım ağrıyor" demek bu yüzden anlaşılır tepkilerdir.

Hikâyemde Tırtıl sabah çantasını hazırlarken önce suluğunu, sonra oyuncaklarını koyar, sonunda yastığını da almak ister. Annesi sorar. Tırtıl "belki okulda aniden uyumam gerekir" der. Biraz sonra asıl sorusu gelir: "Sen de çantaya sığabilir misin?" Çocukların çoğu bunu bu kadar açık söylemez ama çantaya sığdırmaya çalıştığı şey genellikle aynıdır: güven.

Ayrılık kaygısı bağın zayıf olduğunu göstermez

Kapıda ağlayan çocuğun ailesi sık sık kendine şunu sorar: "Bir şeyi yanlış mı yaptım?" Hayır. Ayrılmak zorlanıyorsa, ayrıldığı kişi çocuk için değerlidir. Bağ güçlü olduğu için veda zordur.

Hikâyedeki anne "Korkma!" demez. "Galiba karnında biraz korku var" der. Tırtıl karnına bakar ve "Biraz değil, kocaman" diye düzeltir. Korkunun adı konunca çocuk yalnız kalmaz. "Korkma" cümlesi çoğu zaman çocuğa korkusunun yanlış olduğunu söyler. Adlandırmak ise o korkuyla birlikte durabileceğinizi gösterir.

Bebeklikteki ayrılık kaygısından farkı

Bebeklerde de ayrılık kaygısı vardır ve bebeklik döneminde gelişimin bir parçası olarak görülür. Bebeğiniz için okuyorsanız bu yazı sizin sorunuza tam cevap vermeyecek, çünkü burada anaokulu çağındaki çocuktan söz ediyorum.

Anaokulu çağındaki çocuk konuşabilir, hayal kurabilir ve "ya gelmezsen?" diye sorabilir. Bu yüzden kelimelerle eşlik etmek mümkündür.

Sabah vedası: kısa, net, tutarlı

Sabahın akışını mümkün olduğunca aynı tutmak çocuğa ne olacağını önceden bildirir. Kalkmak, giyinmek, kahvaltı, yola çıkmak, kapıya varmak. Veda da bu akışın içinde aynı biçimde yer alsın. Kısa bir sarılma, aynı cümle, bir el sallama.

Vedayı uzatmak çocuğu rahatlatmaz. Uzayan veda, "burada tehlikeli bir şey olabilir" mesajı verebilir. Ağlamasına izin verebilirsiniz ama kapıdan ayrılmayı uzatmayın.

Hikâyede Tırtıl kapıda annesine üç soru sorar: "Ya seni özlersem? Ya ağlarsam? Ya korkarsam?" Anne üçünü de onaylar: "Özleyebilirsin. Ağlayabilirsin. Korkabilirsin." Tırtıl şaşırıp "Her şeye izin mi var?" diye sorunca anne gülümser: "Duygulara evet." Sonra çocuğun göğsüne dokunur: "Ben yanında olmadığımda da sevgimiz burada olacak." Tırtıl bu yerin çok küçük olduğunu söyler. Annenin cevabı şu: "Sevgi katlanabiliyor." Evde siz de kendi ortak işaretinizi bulabilirsiniz: göğse dokunmak, bir el sallamak.

Öğretmenle birlikte çalışmak

Çocuk kapıdan içeri girdiğinde yalnız kalmamalı. Öğretmene çocuğun nelerden hoşlandığını, sabah nasıl olduğunu, vedanın nasıl geçtiğini söylemek ona yardımcı olur. Öğretmen de çocuğun gün içinde nasıl olduğunu size aktardığında, akşam konuşmanız kolaylaşır.

Evde ve okulda aynı dili kullanmak önemli. Siz "ağlayabilirsin" diyorsanız öğretmenin de çocuğu hemen oyalamak yerine duygusuyla kalmasına izin vermesi iyi olur. Hikâyedeki masa sahnesini bu yüzden çok önemsiyorum. Tırtıl resim yaparken annesini hatırlar, gözleri dolar, "Annemi özledim" der. Orada kimse onu hemen başka yere çekmez. Tırtıl Tilki'nin sözünü hatırlar: "Korku da gelebilir." Sonra kendi kendine ekler: "Özlemek de gelebilir." Kâğıda kendisini ve annesini çizer, sonra oyuna döner. Çocuk burada özlemin taşınabilen bir duygu olduğunu öğrenir.

Anaokulu danışmanlığı çalışmamda da öğretmenle ailenin aynı dili konuşmasına özel önem veriyorum. Ayrıntıları anaokulu danışmanlığı sayfasında bulabilirsiniz.

"Gidiyorum" demek ve geri dönmek

Gizlice çıkmak ilk bakışta işi kolaylaştırır gibi görünür. Çocuk ağlamaz, siz de o ağlamayı görmezsiniz. Ama çocuk bir an sonra sizi bulamadığında, kimsenin haber vermeden kaybolabileceğini öğrenir. Bu da ertesi sabah kapıda daha sıkı tutunmasına yol açabilir.

Bunun yerine "Şimdi gidiyorum" demek, ardından geri geleceğinizi çocuğun anlayacağı bir işaretle bağlamak daha güvenli bir yoldur. Ne zaman geleceğinizi saat yerine bir olayla anlatabilirsiniz: "Resim yaptıktan ve yemek yedikten sonra gelip seni alacağım." Sonra da söylediğiniz zamanda orada olun. Güven, söz verilen zamanda kapıda olunarak büyür.

Hikâyenin kavuşma sahnesinde Tırtıl annesine koşar: "Seni özledim. Biraz da ağladım. Biraz da oynadım. Yani hem seni özledim, hem de eğlendim." Annenin cevabı şu: "İki duygu aynı kalbe sığabilir." Eve dönerken çocuğunuza bunu sorabilirsiniz: bugün özlediği bir an oldu mu, eğlendiği bir an oldu mu? İkisi birlikte varsa bu normaldir.

Çocuk kapıdan hâlâ giremiyorsa Tilki'nin yaptığını deneyebilirsiniz. Tilki yere üç küçük taş dizer ve "Bütün günü düşünme, sadece şu kapıya kadar" der. Hazır hissetmeden de küçük bir adım atılabilir.

Ne zaman destek almayı düşünmeli?

Her çocuğun uyum süresi farklıdır ve ben bir gün sayısı vermiyorum. Kendi hızında uyum sağlayan çocuklar olduğu gibi daha çok zamana ihtiyaç duyanlar da var. Şu durumlarda bir çocuk psikoloğuyla konuşmayı düşünebilirsiniz:

  • Zaman geçtikçe azalmak yerine artıyorsa,
  • Uyku, iştah ya da oyun gibi günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa,
  • Çocuk okula gitmeyi sürekli reddediyorsa,
  • Siz de bu süreçte çok zorlanıyorsanız.

Okul öncesi çağdaki çocuklarla çoğunlukla oyun yoluyla çalışırım. Merak ettiğiniz bir şey varsa oyun terapisi ve Adana çocuk psikoloğu sayfalarından bilgi alabilir, benimle 0533 576 00 78 numarasından görüşebilirsiniz.

Hikâyenin sonunda Tırtıl Tilki'ye "Yarın hiç korkmayacağım bence" der. Tilki "Olabilir" diyor, bir an durup ekliyor: "Ya da korkabilirsin." Tırtıl omuz silker: "O da gelebilir." Cesaret, korkunun gitmesini beklemek değildir.

Sık sorulan sorular

Ayrılık kaygısı kaç haftada geçer?

Bunun için bir süre veremem, çünkü her çocuk kendi hızında ilerler. Düzenli bir veda, tutarlı bir akış ve öğretmenle iyi iletişim çoğu çocuğun uyumunu kolaylaştırır. Süre yerine yönüne bakın: zamanla biraz hafifliyorsa süreç yerinde ilerliyor demektir.

Gizlice çıkmak neden önerilmez?

Çünkü çocuk bir an sonra sizi aradığında yok olduğunuzu görür. Bu, ertesi gün kapıda daha çok yapışmasına neden olabilir. "Gidiyorum, sonra geleceğim" diyen bir veda, kısa olsa da çocuğa güven verir.

Okula gitmeyi reddeden çocuğa ne yapılır?

Önce reddin ardındaki duyguyu anlamaya çalışın: korku mu, özlem mi, okulda yaşanan bir şey mi? Çocuğun duygusunu adlandırın, küçük bir adım önerin ve öğretmenle konuşun. Bu günlerce sürüyorsa ve siz de yönünüzü bulamıyorsanız bir çocuk psikoloğuna danışmak iyi olur.

Akşamları da yapışma normal mi?

Gün boyu sizden ayrı kalan çocuk akşam sizden ayrılmak istemeyebilir. Çoğu zaman bu, bağı yeniden yoklamaktır. Çok yoğunsa, uyku ya da gündelik yaşamı bozuyorsa bir psikologla konuşabilirsiniz.

Ne zaman çocuk psikoloğuna danışılır?

Kaygı zamanla azalmak yerine artıyorsa, çocuğun uykusunu, iştahını ya da oyununu belirgin biçimde etkiliyorsa ya da siz çok zorlanıyorsanız. Görüşmede çocuğu ve aileyi dinler, size eşlik ederim.

Anaokulu dönemindeki sorular için Adana'da pedagog sayfasına da bakabilirsiniz.

Psk. Gülnaz Küsin Yalçın

Yazar

Psk. Gülnaz Küsin YalçınAdana'da çocuk ve ergen psikoloğu, oyun terapisti. 2017'den beri çocuklar ve aileleriyle çalışıyor; Gugu Çocuk'un kurucusu.Özgeçmişin tamamı